2 Eylül 2010

ensem


maddi imkansızlıklar ve traş sonrası sendromu sebebiyle kestiremediğim saçlarım ve özellikle "ense" diye tabir ettiğimiz kısım kontrolümden tamamen çıkmıştı. ne yaparsam yapayım başına buyruk davranan ensem, cristiano ronaldo'nun bile hayranlık duyacağı bir sembol haline gelmişti ve kişiliğimin önüne geçmekte kararlı gözüküyordu. ensemin doğuşuna ve gelişmesine indiğimizde orada eski mahallemizdeki "sıklamen erkek kuaförü" nü görmek mümkündü. sıklamen deyince aklıma "alabulus, at yarışı, sigara kokan eller(o iki parmağı koklamamın bilinçaltındaki sebebidir belki!), boyumuz kısa geldiğinden kolların üzerine konularak istenilen seviyeye gelmemizi sağlayan dikdörtgen tahta parçası ve ustura" geliyordu. sıklamen deki berber abilerin, 5-6 yaşındaki bizlerin tüy bitmemiş enselerini kararlı bir şekilde kazımaları onları enselerimizin gepetto'su yapmıştı. geçen günkü yunanistan türkiye basket maçında gördüğüm yunan basketçi spanoulis de bizimle aynı dertten muzdarip görünüyordu. saçı kısa olsa da, yunan sıklamenler sayesinde sakalı enseyle acımasızca birleşmişti ve spanoulis in bu durumdan duyduğu derin hüznü bir sıklamenzede olarak hemen görmüştüm. eski mahallemden arkadaşlarımı simaen hatırlamasam bile enseen hatırlayacağımdan çok emindim. ensemin daha fazla kontrolü ele almasına izin veremezdim. otobüsten inip memlekete ayak bastım, sıcaktan kavrulan çukurova topraklarını öptüm ve berberimin yolunu tuttum. "yaşam erkek kuaförü" nde de artık yavaş yavaş tarihe karışan sıklamen etkileri görülmüyor değildi. sıklamen tarzı yetiştirilmelerinden olsa gerek, bu baskıyı üzerlerinden atmakta zorlanıyorlardı. jiletle mi alayım abi sorusu, sıklamenlere hürmetten sorulmamazlık edilmiyordu. kendimi emanet ettiğim kalfa bir sıklamen taraftarı olmadığımı anlayınca da benle koyu bir ustura-ense muhabbetine girişti. karşılık da bulunca sıklamencilere ağza alınmayacak küfürler savurmaya başlayıverdi. o küfürleri savururken aynadaki yansımama dalıvermiştim. ensemden kurtulamanın vücudumdaki olumlu etkilerini hissetmeye başlamıştım. suratıma kan gelmişti şerefsizim. kalfa da sıklamenlere saydırmanın rahatlığından olsa gerek nur topu gibi bir saç traşı verdi bana. ilk kez traş sonrası saç tatmini yaşıyordum. huzur dolmuştum..

1 yorum: