19 Mart 2010

ekrem the masochist


22 sinde orta yaş krizine giren ekrem o gece kendine cok kızgındı..hergun aynanın karşısında "hayatının en büyük başyapıtını" gördükçe kendini daşlara vurası geliyor, murtazanın önerdiği "büyük kabulleniş" duygusuna kapılıp boğulmak istiyordu.. alkolden gün geçtikçe daha çabuk etkilenmesini göz önünde bulundurarak 4 ellilikle alkol komasına girer miyim acaba diye düşünürken, nasıl böyle bir sığıra dönüştüğünü düşünmekten kendini alıkoyamıyordu. günlerini sığırla, çikülat , çıtır çerezle geçiştiren ekrem kısa yoldan şöhret olmanın planlarını da yapmayı ihmal etmiyordu.. kenan imirzalıoglu misali bir küllerinden doğuş hikayesinin hayallerini kurup, internette bir cast ajansına en güzel cıktığı 5 resimi göndererek cevap beklemeye koyulmuş, herhangi bir yanıt alamaması ise yıkılan umutlarına bir tuğla daha eklemişti. hayat onun icin adeta "bir tuğla da siz koyun" kampanyasına dönüşmüş,evrenin tüm ögeleri büyük bir şevkle ekremin "yıkılan umutlar duvarına" bir tuğla da kendileri koymak icin sıraya girmişti.. "mutsuzum bari zengin olayım, aşkta kaybediyorum, kumarda kazanayim, blogum var meşhur olayım" gibi sığ düşünceler ekrem i dört bir yandan kuşatmış, uzun yıllar kullanmadığı beyni iyicene paslanmıştı.. hayatta bir kapı kapanırken acıan diger kapılar ekrem e hic acılmıyor, hatta ucundan dahi göstertmiyordu.. oda arkadaşı berker in umut dolu saf dünyasına baktıkca eski masum hallerini hatırlıyor, kalan son paket ermeni winstonu cigerlerine büyük bir hınçla cekiyordu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder